10 Şubat 2014 Pazartesi

Kekemelik bozukluğu, konuşma sürecinin başlangıcında yada ortalarında ortaya çıkabilmekte ve konuşmanın kesintiye uğramasına neden olmakta ve mağdur çocukta depresyon ve kaygı (anksiyete) bozukluklarına, aşağılık ve değersizlik duyguları ve özgüven eksikliği gibi negatif duyguların oluşmasına neden olabilmekte ve giderek çocuğun kendisini sürekli olarak mutsuz hissetmesi, sosyal uyumunun bozulup içe kapanmasına ve yaşıtlarıyla sağlıklı ilişkiler kuramayıp yalnızlaşmasına ve nadir olmayarak ta okul başarısının düşmesine yol açabilmektedir.

Yukarıda belirtilen ruhsal bozukluklara neden olabilmesinden ötürü, kekemelik sorunu, Çocuk ve Genç Ergen Psikiyatrisi Bilim Dalında oldukça sık rastlanan ve mümkün olan en erken dönemde tedavi edilmesi gereken ciddi bir sağlık sorununu oluşturmaktadır.

Kekemeliğin Görülme Sıklığı

Dünyaya gelen her 100 çocuktan 5 tanesi (%5 i) ilk beş yaş içerisinde hafif yada orta şiddette yada ağır şiddette kekemelik bozukluğu belirtilerini gösterir. Kız çocuklarında ilk 5 yaş dilimi içerisinde kekemelik belirtileri gösterme oranının ise %2 olarak bildirilmiştir. Kekemelik en sık olarak 3. ve 6. yaşlar arasında, daha nadir olmak üzere de 6. ve 7. yaşlarda ve büluğ (püberte) çağı esnasında, yani 12. ve 14. yaşlar arasında ortaya çıkabilmektedir.

Kekemeliğin Görülme Biçimleri

Kekemelik, ya doğrudan çocuk, konuşmaya başlar başlamaz hemen kendini gösterir ki, bu tip kekemelik, klonik tipte kekemelik bozukluğu olarak tanımlanır. Yada çocuk, konuşmaya akıcı olarak başlar, ancak konuşma sürecinin ortalarına doğru kekelemeye başlar. Bu tip kekemelik ise tonik tipte kekemelik bozukluğu olarak tanımlanır. En sik görülen kekemelik ise klonik ve tonik tipte kekemeliktir. Klonik ve tonik tipteki karışık (mixt tip) kekemelik bozukluğu, klinikte en sık karşılaşılan kekemelik bozukluğu tipini oluşturmaktadır.


Kekemelik Bozukluğunun Nedenleri

  1. Genetik Nedenler
  2. Minimal Serebral Disfonksiyon
  3. Olumsuz Psikolojik Etkenler

gibi etkenlerle oluşabilmekte ve çoğu kez bu etkenlerin üst üste gelmesiyle, çakışmasıyla ortaya çıkabilen ve çoğu kez kronik seyir gösteren, tedavisi zorunlu ciddi bir ruh sağlığı sorununu oluşturmaktadır.

Çok sayıda bilimsel yayınlarda, kekemeliğe sıklıkla Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite Bozukluğunun, kronik Depresyon ve Anksiyete (Kaygı) Bozukluklarının eşlik edebildiği ve bu bozuklukların kekemeliğe eşlik etmesi halinde, mutlaka kekemelik ile birlikte tedavi edilmelerinin gerekli olduğu bildirilmiştir.

Genetik bozukluk olarak ta, ana konuşma merkezinin beynin sol yarısında olduğu, yedek konuşma merkezinin ise beynin sağ yarısında olduğu ve bu iki merkez arasındaki rekabetin (lateralizasyon bozukluğunun) kekemeliğin asıl nedenini oluşturduğu değişik bilim insanları tarafından öne sürülmüştür.

Kekemeliğin Tedavisi

Kekemelik tedavisinde semptomatik ilaç tedavileri ve değişik türden psikoterapi yöntemleri uygulanmaktadır.

İlaç tedavisi olarak, kaygı (anksiyete) giderici ilaçlar (atipik antipsikotikler) ve depresyon giderici (antidepresan) ilaçlar kullanılmaktadır.

Psikoterapi çalışmalarında ise, çocuğun yavaş konuşmayı öğrenmesine yardımcı olunmakta, kekemelik başladığı esnada, çocuğa, konuşmasına ara vermesi ve bu esnada nefes alıp vermesi öğretilmekte ve ayrıca anne babanın da mümkün olabildiği kadarıyla, çocuklarındaki kekemelik sorununa önem vermemeleri tavsiye edilmektedir.

Uygulanan ilaç tedavileri ve psikoterapiler sayesinde, kekemeliği olan her üç çocuktan birinde kekemelik sorunu tamamen ortadan kalkmakta, üçte birlik ikici bir bölükte, kekemelik sorunun tatmin edici düzeylerde azaldığı, diğer üçte birlik kesiminde, yani çok ağır kekemeliği olan çocuklarda ise ilaç tedavilerine ve psikoterapi çalışmalarına olumlu bir yanıt alınamamaktadır.



Hiç yorum yok:

Yorum Gönder