Kekemelik
bozukluğu, konuşma sürecinin başlangıcında yada ortalarında
ortaya çıkabilmekte ve konuşmanın kesintiye uğramasına neden
olmakta ve mağdur çocukta depresyon ve kaygı (anksiyete)
bozukluklarına, aşağılık ve değersizlik duyguları ve özgüven
eksikliği gibi negatif duyguların oluşmasına neden olabilmekte ve
giderek çocuğun kendisini sürekli olarak mutsuz hissetmesi, sosyal
uyumunun bozulup içe kapanmasına ve yaşıtlarıyla sağlıklı
ilişkiler kuramayıp yalnızlaşmasına ve nadir olmayarak ta okul
başarısının düşmesine yol açabilmektedir.
Yukarıda
belirtilen ruhsal bozukluklara neden olabilmesinden ötürü,
kekemelik sorunu, Çocuk ve Genç Ergen Psikiyatrisi Bilim Dalında
oldukça sık rastlanan ve mümkün olan en erken dönemde tedavi
edilmesi gereken ciddi bir sağlık sorununu oluşturmaktadır.
Kekemeliğin
Görülme Sıklığı
Dünyaya
gelen her 100 çocuktan 5 tanesi (%5 i) ilk beş yaş içerisinde
hafif yada orta şiddette yada ağır şiddette kekemelik bozukluğu
belirtilerini gösterir. Kız çocuklarında ilk 5 yaş dilimi
içerisinde kekemelik belirtileri gösterme oranının ise %2 olarak
bildirilmiştir. Kekemelik en sık olarak 3. ve 6. yaşlar arasında,
daha nadir olmak üzere de 6. ve 7. yaşlarda ve büluğ (püberte)
çağı esnasında, yani 12. ve 14. yaşlar arasında ortaya
çıkabilmektedir.
Kekemeliğin
Görülme Biçimleri
Kekemelik,
ya doğrudan çocuk, konuşmaya başlar başlamaz hemen kendini
gösterir ki, bu tip kekemelik, klonik tipte kekemelik bozukluğu
olarak tanımlanır. Yada çocuk, konuşmaya akıcı olarak başlar,
ancak konuşma sürecinin ortalarına doğru kekelemeye başlar. Bu
tip kekemelik ise tonik tipte kekemelik bozukluğu olarak tanımlanır.
En sik görülen kekemelik ise klonik ve tonik tipte kekemeliktir.
Klonik ve tonik tipteki karışık (mixt tip) kekemelik bozukluğu,
klinikte en sık karşılaşılan kekemelik bozukluğu tipini
oluşturmaktadır.
Kekemelik
Bozukluğunun Nedenleri
- Genetik Nedenler
- Minimal Serebral Disfonksiyon
- Olumsuz Psikolojik Etkenler
gibi
etkenlerle oluşabilmekte ve çoğu kez bu etkenlerin üst üste
gelmesiyle, çakışmasıyla ortaya çıkabilen ve çoğu kez kronik
seyir gösteren, tedavisi zorunlu ciddi bir ruh sağlığı sorununu
oluşturmaktadır.
Çok
sayıda bilimsel yayınlarda, kekemeliğe sıklıkla Dikkat Eksikliği
ve Hiperaktivite Bozukluğunun, kronik Depresyon ve Anksiyete (Kaygı)
Bozukluklarının eşlik edebildiği ve bu bozuklukların kekemeliğe
eşlik etmesi halinde, mutlaka kekemelik ile birlikte tedavi
edilmelerinin gerekli olduğu bildirilmiştir.
Genetik
bozukluk olarak ta, ana konuşma merkezinin beynin sol yarısında
olduğu, yedek konuşma merkezinin ise beynin sağ yarısında olduğu
ve bu iki merkez arasındaki rekabetin (lateralizasyon bozukluğunun)
kekemeliğin asıl nedenini oluşturduğu değişik bilim insanları
tarafından öne sürülmüştür.
Kekemeliğin
Tedavisi
Kekemelik
tedavisinde semptomatik ilaç tedavileri ve değişik türden
psikoterapi yöntemleri uygulanmaktadır.
İlaç
tedavisi olarak, kaygı (anksiyete) giderici ilaçlar (atipik
antipsikotikler) ve depresyon giderici (antidepresan) ilaçlar
kullanılmaktadır.
Psikoterapi
çalışmalarında ise, çocuğun yavaş konuşmayı öğrenmesine
yardımcı olunmakta, kekemelik başladığı esnada, çocuğa,
konuşmasına ara vermesi ve bu esnada nefes alıp vermesi
öğretilmekte ve ayrıca anne babanın da mümkün olabildiği
kadarıyla, çocuklarındaki kekemelik sorununa önem vermemeleri
tavsiye edilmektedir.
Uygulanan
ilaç tedavileri ve psikoterapiler sayesinde, kekemeliği olan her üç
çocuktan birinde kekemelik sorunu tamamen ortadan kalkmakta, üçte
birlik ikici bir bölükte, kekemelik sorunun tatmin edici düzeylerde
azaldığı, diğer üçte birlik kesiminde, yani çok ağır
kekemeliği olan çocuklarda ise ilaç tedavilerine ve psikoterapi
çalışmalarına olumlu bir yanıt alınamamaktadır.

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder